Caterina Cornaro: Kıbrıs'ın Son Kraliçesi ve Venedik'e Geçiş
Görsel: Gentile Bellini / Wikimedia Commons, Public domain
Venedikli soylu Caterina Cornaro'nun 1489'da adayı Venedik'e devretmesiyle Kıbrıs Krallığı sona erdi. İşte bu dönemin tarihi ve kültürel izleri.
Kıbrıs adasının tarihinde krallık dönemi, 1192 yılında Lüzinyanlı Guy'ın adayı yönetmeye başlamasıyla açıldı. Bu Haçlı devleti, yaklaşık üç yüzyıl boyunca adanın kaderini belirledi. Ancak bu uzun serüvenin son halkası, Venedikli soylu bir aileden gelen Caterina Cornaro oldu. 1489 yılında Kıbrıs kraliçesi olan Caterina Cornaro, adayı Venedik Cumhuriyeti'ne devrederek hem kendi hükümdarlığını hem de Kıbrıs Krallığı'nı sona erdirdi. Bu olay, adanın yönetiminde yeni bir sayfa açarken, geriye zengin bir tarihi miras bıraktı.
Kıbrıs Krallığı'nın Kuruluşu ve Lüzinyan Hanedanı
Kıbrıs Krallığı'nın temelleri, Üçüncü Haçlı Seferi sırasında atıldı. 1191 yılında sefere çıkan İngiltere Kralı I. Richard, yolu üzerindeki Kıbrıs'a çıktığında ada, Bizans valisi İsaakios Komnenos'un yönetimindeydi. Richard adayı ele geçirdikten sonra 100.000 bezanta Tapınak Şövalyeleri'ne sattı. Ancak şövalyeler ile yerli halk arasında yaşanan anlaşmazlıklar, adanın tekrar Richard'a dönmesine yol açtı. Bu sırada Kudüs Krallığı'nın Haçlıların elinden çıkması nedeniyle ülkesiz kalan Guy de Lusignan, 1192 yılında adayı satın aldı ve Kıbrıs Krallığı'nı kurdu.
Guy de Lusignan'ın 1194'te ölümünün ardından yerine kardeşi Amaury de Lusignan geçti. Kutsal Roma Germen İmparatoru VI. Heinrich, Amaury'yi resmen Kıbrıs kralı olarak tanıdı. Kıbrıs kralları, 1291 yılında Akka'nın Memlüklerin eline geçmesine kadar Kudüs kralı unvanını da taşıdılar. Bu dönemde ada, hem Doğu Akdeniz'deki Haçlı varlığının bir parçası hem de önemli bir ticaret merkezi olarak öne çıktı.
Ekonomik Canlılık ve Ticaret Ağı
Lüzinyan döneminde Kıbrıs ekonomisi temel olarak tarıma dayalıydı. Ancak ada, Batı Avrupa ile Orta Doğu'yu birbirine bağlayan ticaret ağında bir antrepo işlevi görerek büyük önem kazandı. Özellikle şeker başta olmak üzere şarap, buğday, yağ ve keçiboynuzu gibi Kıbrıs ürünlerine olan talep arttı ve tarım ekonomisi daha ihracata yönelik hale geldi. Bu durum, Bizans dönemine kıyasla adanın refah seviyesini yükseltti; liman şehri Mağusa'nın ve başkent Lefkoşa'nın gelişimini hızlandırdı. Bugün ayakta kalan birçok mimari eser de bu dönemin ürünüdür.
Limasol, Baf ve Girne gibi kasabalar da değişen ekonomik ortamda rol aldı. Özellikle Limasol, tarım ürünlerinin ihraç edildiği bir liman haline gelirken, Kutsal Topraklar'a giden Hristiyan hacılar için de bir durak noktası oldu. Ekonomik canlılık, Batı'dan (Cenova, Venedik, Provence, Katalonya) ve Doğu'dan (Suriye) Kıbrıs'a göçü teşvik etti. Latin göçmenler tüccar, esnaf, tersane işçisi, gemi kaptanı ve meyhaneci olarak ekonomik hayata katıldı; böylece nüfuslarından daha büyük bir ekonomik paya sahip oldular.
Yeni Endüstriler ve Kültürel Çeşitlilik
Bu dönemde Kıbrıs'ta yeni endüstriler de gelişti. Kıbrıs çömlekçiliği kendine özgü özellikler kazandı ve 1291'de Akka'nın Müslümanların eline geçmesine kadar Haçlı Devletleri'ne ihraç edildi. 13. yüzyılın sonları ve 14. yüzyılın başlarında ise adada tekstil endüstrisi büyüdü. Lefkoşa'da yeni kumaş boyama atölyeleri açıldı; Kıbrıs'ta üretilen ipekli kumaş ve kıyafetlere hem Doğu'da hem de Batı'da talep arttı. Mağusa ise gemi yapımı için bir merkez haline geldi. Bu gelişmeler, Peruzzi ve Bardi ailesi gibi Floransalı bankacıların temsilcilerini adaya getirdi.
Endüstrinin büyümesi, yoğun emek gerektiren şeker ve şarap üretimi nedeniyle kölelere olan talebi artırdı. Bu talebi karşılamak için Lefkoşa ve Gazimağusa'da köle pazarları kuruldu. Tüm bu ekonomik ve sosyal hareketlilik, adanın kültürel dokusunu da zenginleştirdi; farklı milletlerden insanların bir arada yaşadığı çok katmanlı bir toplum yapısı oluştu.
Krallığın Sonu ve Venedik Dönemi
Kıbrıs Krallığı, 14. yüzyılda Cenevizli tüccarların etkisi altına girdi. 1426 yılında ise Memlükler adayı kendilerine bağladılar. Bu siyasi çalkantıların ardından tahta çıkan Caterina Cornaro, 1489'da adayı Venediklilere satarak Kıbrıs Krallığı'nı resmen sona erdirdi. Ada, 82 yıl Venedik yönetiminde kaldıktan sonra 1571 yılında Osmanlıların eline geçti. Caterina Cornaro'nun kararı, Kıbrıs'ın tarihinde bir dönüm noktası oldu; adanın yönetimi Doğu Akdeniz'in güçlü deniz cumhuriyetlerinden birine geçti.
Bugün Kıbrıs'ı gezerken karşınıza çıkan birçok tarihi yapı ve kültürel iz, bu zengin ve çalkantılı dönemin tanıklarıdır. Lüzinyan ve Venedik dönemlerinden kalma surlar, kiliseler, saraylar ve limanlar, adanın bu köklü geçmişini gözler önüne serer. Caterina Cornaro'nun hikâyesi, bir kraliçenin tahtından vazgeçişiyle bir krallığın nasıl sona erdiğini ve Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz tarihindeki stratejik önemini anlamak için etkileyici bir pencere açar.
Kaynak: tr.wikipedia.org
Görsel: Gentile Bellini, Wikimedia Commons, Public domain
THA - TürkAta Haber Ajansı