TDP'den 50 adaya dokunulmazlık taahhütnamesi
TDP Genel Başkanı Zeki Çeler, partinin 50 milletvekili adayının imzaladığı Dokunulmazlık Taahhütnamesi'nin temiz siyaset ve hesap verebilirlik anlayışının somut bir yansıması olduğunu açıkladı.
Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Zeki Çeler, partinin 18 Ekim'de yapılan Milletvekili Aday Belirleme ve Sıralama Kurultayı'nda 50 milletvekili adayının imzaladığı Dokunulmazlık Taahhütnamesi'ne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çeler, bu adımın şeffaflık ve hukuk önünde hesap verebilirlik ilkesinin somut bir göstergesi olduğunu vurguladı.
Haberkibris'te yayınlanan habere göre, Çeler, siyasete duyulan güvenin ancak ayrıcalıklardan vazgeçme iradesiyle yeniden inşa edilebileceğini belirtti. Adayların yargı karşısında ayrıcalık tanıyan düzenlemelerin kaldırılması yönünde çalışmayı ve kendi dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karşı çıkmamayı taahhüt ettiğini hatırlatan Çeler, kürsü dokunulmazlığının halk iradesini koruyan bir güvence olduğunu ancak bunun yargıdan muafiyet anlamına gelmemesi gerektiğini ifade etti. Anayasa'nın 84. maddesinin ikinci fıkrasının kaldırılması yönündeki kararlılıklarını yineleyen Çeler, "Kürsüde özgürlük, hukuk önünde eşitlik ve hesap verebilirlik istiyoruz. Milletvekilliği hukukun üzerinde olmak değil, halka karşı sorumluluk üstlenmektir. Seçilmiş olmak, yargıdan muaf olmak anlamına gelmez. Bizim anlayışımızda siyasetçi, halktan hesap soran değil, halka hesap veren kişidir. Bunun için yalnızca söz vermedik, yazılı bir belgeye imza atarak siyasi sorumluluğumuzu açıkça ortaya koyduk" dedi.
Çeler, liyakat, sosyal adalet ve kamu yararını temel alan yönetim anlayışlarının seçim dönemine özgü sembolik bir hareket olmadığını, Meclis'te de takipçisi olacakları siyasi bir sorumluluk taşıdığını dile getirdi. Hesap verebilirliğin bir seçim vaadi değil, yazılı bir taahhüt olduğunu vurgulayan Çeler, "Toplumdan fedakârlık beklerken kendi ayrıcalıklarını koruyan bir siyaseti kabul etmiyoruz. Bizim mücadelemiz, kişilerin değil ilkelerin, makamların değil hukukun üstün olduğu bir düzen içindir. Siyasette güveni yeniden tesis etmek istiyorsak önce kendimizden başlamalıyız. Biz de tam olarak bunu yaptık. Hesap verebilirliği yalnızca dile getirmekle kalmadık, 50 adayımızın imzasıyla yazılı bir taahhüde dönüştürdük. Bu imzalar, halkımıza karşı üstlendiğimiz sorumluluğun ve verdiğimiz sözün arkasında duracağımızın göstergesidir. Siyasetçiyi değil halkın iradesini, ayrıcalıkları değil hukukun üstünlüğünü savunacağız. Çünkü bizim için hesap verebilirlik bir seçim vaadi değil, yazılı olarak üstlendiğimiz siyasi ve ahlaki bir sorumluluktur. Hesap vermekten kaçan, hesap da soramaz" ifadelerini kullandı.
TürkAta Haber Ajansı
Kıbrıs Gündemi