Girne'deki Filo Jet faciasında ihmal iddiaları: Kaptan köşkünde uyarıya rağmen sefer sürdü, kara kutu kapatıldı
Görsel: halktv.com.tr
Girne açıklarında 27 kişinin öldüğü Filo Jet faciasına ilişkin mahkeme kayıtları, geminin sefere elverişsiz olduğunun bilinmesine rağmen hareket edildiğini ve kara kutunun batıştan iki gün önce devre dışı bırakıldığını ortaya koydu.
Kıbrıs'ın Girne ilçesi açıklarında 27 kişinin yaşamını yitirdiği Filo Jet faciasında, mahkeme sürecine yansıyan kayıtlar ciddi ihmal ve usulsüzlükleri gün yüzüne çıkardı. Kaptan köşkünde yapılan görüşmelerde "Bu gemi bu sezonu çıkarmayacak" değerlendirmesinin yapıldığı, buna rağmen geminin sefere çıkarıldığı ve kara kutu olarak bilinen kayıt cihazının olaydan iki gün önce kapatıldığı belgelendi. Şirketin bakım giderlerinden kaçındığı, hayati seyir bilgilerinin Liman Başkanlığı'na bildirilmediği mahkeme tutanaklarına geçerken; hâlâ bulunamayan bir kişi için arama gemisinin sahadan çekilmesi tepki çekti.
BirGün'den Gözde Bedeloğlu'nun aktardığına göre, Girne Kaza Mahkemesi'nde 9 Ekim'de görülen duruşmada dosyaya eklenen ses kayıtları, facianın teknik bir arızadan ziyade bilinen risklerin göze alınması sonucu meydana geldiğini gösterdi. Kayıt cihazı kapatılmadan önceki son beş güne ait konuşmalarda, mürettebatın dalgalı denizde geminin su aldığını, jeneratör ve dümen sistemlerinde sık sık arıza yaşandığını bildiği tespit edildi.
Tutanaklara yansıyan ifadelere göre, işletmeci şirketin gemiyi satmayı planladığı ve bu nedenle zorunlu bakım masraflarından kaçındığı belirlendi. Kaptan köşkünde personelin kendi arasında yaptığı ve kayıtlara geçen "Bu gemi bu sezonu çıkarmayacak" sözleri, geminin sefere elverişli olmadığının hareket öncesinde bilindiğini açıkça ortaya koydu.
Soruşturmanın yönünü değiştiren Seyir Veri Kaydedicisi (VDR) uzman raporuna göre, 30 Ağustos'ta batan geminin kayıt cihazı, olaydan iki gün önce, 28 Ağustos saat 20.39'da kapatıldı. Polisin mahkemeye sunduğu bilgilerde, cihazın kapatıldığına dair Liman Başkanlığı'na herhangi bir resmi bildirim yapılmadığı ifade edildi. Geminin battığı güne ve son anlarına ait dijital verilerin kayıt altına alınmadığı belirlenirken, bu müdahalenin kimin talimatıyla yapıldığı soruşturmanın odak noktası haline geldi. Dosyadaki veriler, tehlikenin bilinmesine rağmen seferin sürdürüldüğünü gösterdi.
Yargı sürecine giren her delil, faciadaki teknik ve idari eksikliklerin boyutunu gözler önüne seriyor. Soruşturmanın 2 Ekim'deki ilk değerlendirmesinde, geminin sol kızağındaki kırığın personel tarafından tamir edilerek denetim yetkililerinden gizlendiği ortaya çıkmıştı. Dönemin Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı'nın, idari denetim mekanizmasına yönelik eleştirilere "Battıktan sonra haberim oldu" şeklinde yanıt vermesi, bürokratik ihmalleri gözler önüne sermişti. Mahkemedeki son raporlar, bakanlık ve liman otoritelerinin denetim zincirindeki boşlukları doğruladı.
Kaza mahkemesinde bu bulgular açıklanırken, 10 Ekim itibarıyla arama çalışmalarında alınan bir karar mağdur ailelerin tepkisine yol açtı. Faciada kaybolan son kişiye henüz ulaşılamamasına rağmen, derin deniz arama-kurtarma faaliyetini yürüten Optimus Prime gemisinin sözleşmesinin sona erdiği gerekçesiyle sahadan çekildiği bildirildi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanı Ünal Üstel, geminin faaliyetlerini tamamladığını, çalışmaların Sahil Güvenlik ve GKK unsurlarıyla sürdürüleceğini duyurdu. Yüksek teknolojiye sahip platformun kayıp bulunmadan çekilmesi kamuoyunda sorgulanıyor.
Kıyıdan yalnızca iki kilometre mesafede 27 yurttaşın hayatını kaybettiği, bir kişinin ise hâlâ arandığı olayın ardından Girne Kaza Mahkemesi önünde toplanan aileler adalet talebini yineledi. Mağdur yakınları, yalnızca talimatı uygulayan personelin değil; aralarında firari şirket patronlarının da bulunduğu asıl sorumluların ve kusurlu gemiye sefer onayı veren idari yetkililerin derhal yargı önüne çıkarılmasını bekliyor.
THA - TürkAta Haber Ajansı