Soli Antik Kenti: Kıbrıs'ın Tarih ve Kültür Mirası
Görsel: Gerhard Haubold / Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
Lefke'deki Soli Antik Kenti, MÖ 13. yüzyıla uzanan geçmişiyle Kıbrıs'ın en önemli antik kentlerinden biri. Kuğu mozaiği ve antik tiyatrosuyla tarihe yolculuk yapın.
Kuzey Kıbrıs'ın Lefke ilçesinde yer alan Soli Antik Kenti, kökeni MÖ 13. yüzyıla dayanan ve Truva Savaşı'ndan dönen Atinalılar tarafından kurulduğuna inanılan bir şehir krallığıdır. Verimli toprakları, zengin bakır madenleri, limanı ve stratejik konumu sayesinde uzun süre ayakta kalmış, ancak 7. yüzyıldaki Arap akınlarıyla yıkılmıştır. Kentin simgesi haline gelen kuğu mozaiği, bu antik yerleşimin en bilinen eserlerindendir.
Tarihçe ve Yükseliş
Soli'nin ilk adı Aipeia olarak bilinir. Yunan devlet adamı Solon, bakır ve cevher ihracatını kolaylaştırmak için kenti bulunduğu yerden daha aşağı bir kesime taşımış ve kente kendi adını vermiştir. MÖ 500 civarında Perslerin egemenliğine giren kent, MÖ 498'de İyon ayaklanmasına katılmış ancak başarılı olamamıştır. Kısa süre sonra Roma hakimiyetine giren Soli, Roma döneminde altın çağını yaşamış; madencilik ve ticaret gelişmiş, şehir zenginleşmiştir. Ancak zamanla bakır madenlerinin tükenmesi ve limanların çamurla dolması, kentin ticari gücünü kaybetmesine neden olmuştur.
Bazilikalar ve Mozaikler
Soli'deki bazilika, iki döneme ayrılarak incelenir. Bazilika A, 4. yüzyılda ahşaptan inşa edilmiş, 45 metre uzunluğunda ve 27 metre genişliğinde bir yapıdır. Tabanı tamamen hayvan ve doğa mozaikleriyle kaplıdır; kentin simgesi olan kuğu mozaiği de burada yer alır. Üç koridorlu bazilikanın sol koridoru kadın ve çocuklara, ortası din adamlarına, sağı ise erkeklere ayrılmıştır. Kadın ve çocuk koridorundaki mozaikler daha sadedir; diğer koridorlarda ise geometrik motifler bulunur. Bazilikanın kuzeybatısında, St. Auxibius adına yapıldığı düşünülen iki buçuk metre derinliğinde çukur şeklinde bir ibadethane vardır. Bu yapının, Bazilika A'dan daha eski bir bazilikanın parçası olduğu tahmin edilir.
Bazilika B ise 6. yüzyılda Bazilika A'nın üzerine taştan inşa edilmiştir. Bu dönemde mozaik modasının geçmesiyle önceki mozaikler sökülmüş veya balçıkla sıvanmıştır. Yeni bazilikaya hayvan mozaikleriyle süslenmiş bir avlu ve vaftiz havuzu eklenmiş; geometrik motifli koridorlar ve altı metre boyunda kolonlar inşa edilmiştir. Ancak bu kolonlar, sonraki bir depremde yıkılmıştır.
Antik Tiyatro ve Pazar Alanı
Soli'nin antik tiyatrosu, 3. yüzyılın başlarında daha eski bir Yunan tiyatrosunun yerine yapılmıştır. Yarım daire formunda olan tiyatro, 4.000 kişilik kapasiteye sahiptir. İki katlı sahne bölümü eskiden heykellerle süslüymüş. Günümüzde restore edilen tiyatro, yakın zamana kadar konserler için kullanılmıştır. Kentin sağ kanadında yer alan pazar alanı ise mermer sütunlarla çevrili geniş bir alandır.
Arkeolojik Kazılar ve Buluntular
Soli'deki kazılar 1929'da İsveçli arkeologlarla başlamış, 1964'ten 1974'e kadar Quebec Laval Üniversitesi tarafından sürdürülmüş ve günümüzde KKTC Eski Eserler Dairesi'nin çalışmalarıyla devam etmektedir. İlk kazılarda Roma tiyatrosu ortaya çıkarılmış; tiyatronun yapımında kullanılan taş ve mermerlerin 19. yüzyılın ikinci yarısında Port Said rıhtımında kullanıldığı anlaşılmıştır. Ardından tapınaklar ve bazilika gün yüzüne çıkarılmıştır. Tapınak kazılarında 1. yüzyıla tarihlenen mermer bir Afrodit heykeli bulunmuştur. Bazilika kazılarında ise kentin simgesi olan kuğu mozaiği ortaya çıkmıştır.
Kazılar, kentin Tunç Çağı'ndan Hristiyanlık dönemine kadar kesintisiz yerleşim gördüğünü göstermektedir. Çalışmalarda 22 mezar, 5 lahit, çok sayıda kap-kacak ve metal obje bulunmuştur. Mezar tipleri ve ölü gömme biçimleri, kentin ağırlıklı olarak Helenistik kültürden etkilendiğini; kap-kacak ve metal eşyaların yaygınlığı ise güçlü bir yerel üretimin varlığını ortaya koyar. Gümüş takılar da dönemin sanat anlayışına yabancı olunmadığını gösterir.
Soli Antik Kenti, hem arkeolojik zenginliği hem de doğal güzellikleriyle Kıbrıs'ın tarih meraklıları için kaçırılmaması gereken duraklarından biridir. Antik tiyatronun basamaklarında oturup geçmişin izlerini hissetmek, bu toprakların binlerce yıllık hikayesine tanıklık etmek demektir.
Kaynak: visitncy.com, tr.wikipedia.org
Görsel: Gerhard Haubold, Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0
THA - TürkAta Haber Ajansı