Kıbrıs'ta gençlik ve yaratıcı sektör tartışması
Kuzey Kıbrıs’ta yaratıcı sektörde kariyer hedefleyen gençlerin karşılaştığı finansman ve görünürlük sorunları ile yerel üretimin niteliği üzerine bir değerlendirme paylaşıldı.
Kuzey Kıbrıs’ta (KKTC) yaratıcı alanlarda profesyonel kariyer inşa etmeyi hedefleyen gençlerin önündeki en belirleyici engel, bu faaliyetlerin sürdürülebilir bir mesleğe dönüşüp dönüşemeyeceği sorusu olarak öne çıkıyor. Film çekimi, müzik yapımı veya görsel içerik üretimi gibi disiplinlerde yer almak isteyen bireyler; projelerin nasıl finanse edileceği, ekiplerin nasıl kurulacağı ve ortaya çıkan işlerin izleyiciye nasıl ulaştırılacağı gibi temel sorularla yüzleşiyor. Yaratıcılığın kişisel bir hobi olmaktan çıkıp profesyonel bir zemine oturması için gerekli altyapı koşullarının yeterliliği de tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Yeniduzen'de yayınlanan habere göre, sınırlı üretim olanakları, finansman yetersizliği ve işlerin görünürlük eksikliği gençlerin en çok şikayetçi olduğu başlıklar arasında yer alıyor. Yaratıcı sektörün geleceğine dair duyulan güvensizlik, gençlere bu alanı sadece hobi olarak sürdürmeleri ve geçimlerini başka mesleklerle sağlamaları yönünde tavsiyeler verilmesine neden oluyor. Ancak Talia Ülgülü, bir mesleğin zorluğunun o alanda gelecek kurmayı imkansız kılacağı görüşüne katılmıyor. Ülgülü, gençlerin fikir üretme ve proje tasarlama konusunda istekli olduklarını ancak hayata geçirme aşamasında aynı kararlılığı gösteremediklerini belirtiyor. Bazen kusursuz koşulların, yeterli bütçenin veya doğru ekipmanın beklenmesinin üretimi engellediğini vurgulayan Ülgülü, "Oysa üretmek, denemeyi, yanılmayı, eleştiriyi kabul etmeyi ve yeniden başlamayı gerektiriyor" ifadesini kullanıyor.
Tartışmanın bir diğer boyutu ise yerel sanatın niteliği ve eleştiri kültürü ile ilgili. Ülgülü, Kıbrıs’ta üretilen her işin sadece yerel olması nedeniyle sorgulanmadan desteklenmesi gerektiği fikrine karşı çıkıyor. Bir sektörün gelişimi için üretim kadar, üretilen işlerin tartışılması ve daha iyisinin talep edilmesinin de şart olduğunu savunuyor. Bir yapımın Kıbrıs’ta geçmesinin veya Kıbrıslı karakterler içermesinin, toplumu gerçekten yansıttığı anlamına gelmediğini belirten Ülgülü, hikayelerin genellikle siyasi çatışmalar ve tarihsel travmalar üzerinden kurgulandığına dikkat çekiyor. Gündelik hayat, mizah, değişen kimlikler ve gençlerin bugünkü kaygılarının anlatılarda yeterince yer bulmadığını ifade ediyor.
İzleyici sorumluluğu ve erişim sorunları da gündeme getirilen konular arasında. Ülgülü, yerel yapımların izlenmemesi ve tartışılmamasının gelişimi engellediğini ancak izleyiciyi suçlamanın da kolay bir çözüm olmadığını belirtiyor. Yerel işlerin nerede gösterildiği, nasıl duyurulduğu ve izleyiciyle nasıl etkileşim kurduğu gibi dağıtım ve tanıtım süreçlerinin de sektörün bir parçası olduğunu vurguluyor. Bu bağlamda mesele sadece sanatçıların daha iyi işler üretmesi değil, bu işleri görünür kılacak yapısal çözümlerin oluşturulması olarak tanımlanıyor.
Derviş Zaim’in 2010 yapımı "Gölgeler ve Suretler" filmi, yerel sinema üzerine düşünmek için önemli bir örnek olarak sunuluyor. Filmde 1963 çatışmalarının Karagöz ustası Salih ve kızı Ruhsar üzerinden anlatılması, tarihsel olayların gündelik hayata ve insan ilişkilerine yansımasını gözler önüne seriyor. Ülgülü, bu anlatının bildiklerini yeniden düşünmesine neden olduğunu ve kendi perspektifinden hikaye anlatmanın önemini vurguladığını ifade ediyor. Başka yapımlarda Kıbrıs’ın konu edilmesinin, orada yaşayan insanların deneyimini anlamakla aynı şey olmadığını, kendi karmaşık toplumsal yapısının dışarıdan bakışlarla tam olarak aktarılamayacağını belirtiyor.
Uluslararası sinema tekniklerinden öğrenmenin önemine değinen Ülgülü, popüler estetiklerin sorgulanmadan taklit edilmesinin özgün anlatı geliştirmeyi zorlaştırdığı uyarısında bulunuyor. İyi bir sanat eserinin değerinin prodüksiyon büyüklüğü veya ekipman kalitesiyle değil, anlatılmak istenenin karşılık bulma oranıyla ölçüldüğünü savunuyor. Kendi gerçekliğine sadık kalırken teknik gelişimi ihmal etmemek gerektiğini belirten Ülgülü, yaratıcı sektördeki yerini sorgulayan bir girişimci olarak "Aksiyoncuk" platformunu kurduğunu açıklıyor. Hızlı kazanç beklentisi yerine yaratıcı üretimin parçası olmak amacıyla yola çıkan Ülgülü, bağımsız film yapımcılarını ve içerik üreticilerini bir araya getirmeyi hedefliyor.
Aksiyoncuk’un zamanla proje geliştirme, ekip arkadaşı bulma ve kaynak paylaşımını kolaylaştıran dijital bir platforma dönüşmesi planlanıyor. Amaç, insanları sadece bir araya getirmek değil, fikirlerini somut projelere dönüştürmelerini ve birbirlerinin süreçlerine katkı sağlamalarını mümkün kılan bir yapı oluşturmak. Kıbrıs’ta yaratıcı sektörün gelişiminin sadece gençlerin isteğine bırakılamayacağını vurgulayan Ülgülü, üretim olanaklarının ve destek mekanizmalarının güçlenmesi gerektiğini belirtiyor. Yerel üretimi takip etmek, eleştirmek ve desteklemek gerektiğini savunan Ülgülü, gençlerin hem daha fazla alan talep etmesi hem de sorumluluk alması gerektiğini hatırlatıyor. Değişime açıklık sorusunu gündeme getiren Ülgülü, geleceği mümkün kılmak için küçük de olsa bir aksiyonla başlanması gerektiğini ifade ediyor.
TürkAta Haber Ajansı
Kıbrıs Gündemi