İçeriğe geç
  • Dolar 49,7680 ▲ %0,14
  • Euro 55,8351 ▲ %0,19
  • Sterlin 66,5350 ▼ %0,03
  • Gram Altın 6.425,33 ▲ %0,64
  • Çeyrek Altın 10.534,31 • %0,00
  • Gümüş 86,68 ▲ %0,61
  • Bitcoin 3.979.271 ▼ %0,44
  • BIST 100 11.097,10 ▼ %0,18

Teknoloji

Öne çıkan: YÖK Başkanı Özvar'dan Müfredat Sadeleştirme Çağrısı

Öne çıkan: YÖK Başkanı Özvar'dan Müfredat Sadeleştirme Çağrısı

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın üniversitelerde ders sayısının azaltılması ve müfredatın sadeleştirilmesi yönündeki çağrısı, akademisyenler ve öğrencilerden destek buldu. Hedef, uygulamalı eğitime daha fazla zaman ayırmak.

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın lisans programlarındaki ders sayısı ve kredi yükünün yeniden değerlendirilmesine ilişkin çağrısı, eğitim camiasında karşılık buldu. Akademisyenler ve öğrenciler, müfredatın sadeleştirilmesi ve uygulamalı eğitime ağırlık verilmesi gerektiği görüşünü dile getirdi. Mevcut durumda ders sayısını azaltmaya yönelik bağlayıcı bir düzenleme bulunmazken, üniversitelerden kendi müfredatlarını gözden geçirmeleri isteniyor.

Diriliş Postası'nda yayınlanan habere göre, YÖK'ün 25 Ekim'deki açıklamasıyla gündeme gelen bu süreçte, Özvar'ın Pamukkale Üniversitesi'nin 2026-2027 akademik yılı açılış törenindeki ifadeleri öne çıktı. Özvar, üniversitelere hitaben "Lütfen bu dersleri sadeleştirin. Bize bırakmayın." çağrısında bulunmuştu. Türkiye'nin Avrupa Yükseköğretim Alanı (AYA) standartlarına uyum zorunluluğuna dikkat çeken Özvar, lisans öğrencilerinin Avrupa'daki akranlarına kıyasla çok daha fazla ders aldığını vurgulayarak, "Buradaki ortalama bir lisans öğrencisinin aldığı ders sayısının iki katını veriyorsak bunu tekrar düşünmek durumundayız." dedi. Özvar, bazı lisans programlarında dört yılda 60-70 ders alındığını, Avrupa'nın önde gelen üniversitelerinde ise mühendislik eğitiminin yaklaşık 25-30 dersle yürütüldüğünü belirtti.

Türkiye'nin 2001'de katıldığı Bologna Süreci çerçevesinde oluşturulan Avrupa Yükseköğretim Alanı'nda ders yükü, Avrupa Kredi Transfer Sistemi (AKTS) ile ölçülüyor. Bu sistem, yalnızca derste geçen süreyi değil, öğrencinin toplam çalışma yükünü de kapsıyor. Dört yıllık bir lisans programı genellikle 240 AKTS'lik iş yüküne denk geliyor. YÖK, aynı kredi yükünün daha az sayıda ancak daha kapsamlı derslerle tamamlanabileceğine işaret ederek, farklı derslerde tekrar eden içeriklerin gözden geçirilmesini ve uygulamalı eğitime daha fazla zaman ayrılmasını öneriyor.

Eğitim bilimciler, ders sayısının tek başına eğitim niteliğini göstermediği konusunda hemfikir. Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcü Koç, "Yükseköğretimin niteliğini artırmak, öğrenciye çok fazla bilgi vermek anlamına gelmiyor." ifadesini kullandı. Koç, asıl hedefin kalıcı öğrenme, kavramlar arası ilişki kurma ve bağımsız düşünme becerilerini geliştirmek olması gerektiğini savundu. Sadeleştirmenin rastgele değil, programın öğrenme çıktıları esas alınarak bilimsel ölçütlere göre yapılması gerektiğini vurguladı. Özvar da ders sayısını azaltmanın eğitim kalitesinden veya mesleki yeterlilikten ödün vermek anlamına gelmediğini daha önce belirtmişti.

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Eda Gürlen de daha az ama nitelikli derslerin anlamlı ve kalıcı öğrenmeyi destekleyeceğini belirtti. Gürlen, önceliğin ders sayısı değil, derslerin niteliği olması gerektiğini ifade etti. Öğrenciler ise yoğun programlar nedeniyle araştırma, proje ve sosyal faaliyetlere zaman ayıramadıklarını dile getiriyor. Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği üçüncü sınıf öğrencisi İsmail Erdem, haftada 13 ders aldığını ve bu yoğunluğun bilimsel çalışmalarını zorlaştırdığını anlattı. Erdem, bazı derslerde aynı konuların tekrarlandığını da belirterek, Özvar'ın tekrar eden içeriklerin gözden geçirilmesi çağrısıyla örtüşen bir tablo çizdi.

Öğrenciler, öğretmenlik uygulamalarının daha erken sınıflarda başlamasını talep ediyor. İsmail Erdem, uygulamayla ilk sınıflardan itibaren tanışmanın mesleğe hazırlığı güçlendireceğini düşünüyor. YÖK ise sadeleşmeyle açılacak zamanın uygulamalı eğitime ayrılmasını hedefliyor. Özvar'ın açıklamalarına göre, önlisans öğrencilerinin dört yarıyılın en az birini iş yerinde geçirmesi, lisans programlarında da imkân olan yerlerde bir ya da iki yarıyıl uygulamalı eğitime ayrılması planlanıyor. Ayrıca kampüs dışında kazanılan becerilerin, YÖK'ün mikro yeterlilik usullerine göre yüzde 10'a kadar transkripte yansıtılabileceği belirtildi.

TürkAta Haber Ajansı
Kıbrıs Gündemi

Paylaş
Sıradaki haber yükleniyor…